Kansere Ne İyi Gelir? Kanserden Kurtaran Çok Etkili Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Kanser, sağlıklı hücrelerin bölünme mekanizmasının bozulması sonucunda meydana gelen ve çok sayıda hücre bölünmesinin kısa sürede meydana gelmesi sonucu tümör oluşumu şeklinde kendini gösteren bir rahatsızlıktır. Kanserin çeşitleri vardır, fakat genelde mekanizması aynıdır ve ölümcül bir hastalıktır.( Bu kanseri yenemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.)

Ülkemizde ve dünyada, teknik, bilim ve bilgi paylaşım olanaklarının gelişmesiyle birlikte kanserin kesin tedavisi ve alternatif tedavisine yönelik çok sayıda makale, araştırma sonucu ve kişisel deneyime dayalı paylaşımlar bulabilirsiniz. Bu makalemizde kansere karşı çok güçlü etkileri olan bitkisel tedavi yöntemleri ve ek olarak bazı uygulamalara yer veriyoruz. Umarız bir hasta için şifa kaynağı olur ve tedavisi için destekleyici, belki de çözüm olur.

1) C Vitamini (Askorbik Asit) Kansere Karşı En Güçlü Silahlardan Biridir

Belki C vitamini deyince onda ne var, bu kadar basit birşey kansere karşı nasıl etkili olabilir diyor olabilirsiniz ama C vitamini gerçekten kanser hücrelerini tek tek öldürüyor, kanserli dokunun yayılmasını engelliyor, kemoterapinin yan etkilerini ciddi anlamda azaltıyor. Neredeyse tüm kansere karşı etkili bitkisel formlarda ve besinlerde C vitamini vardır. Yeşil çay da bunlardan biridir.

C Vitamini Neden Kansere Karşı Bu Kadar Etkilidir?

Çünkü bu vitamin en güçlü antioksidanlardan biridir. Serbest radikallerin neden olduğu kanserli hücrelerin yok edilmesini sağlar, hastanın hızla toparlayıp iyileşmesine yardımcı olur. Bol su içerek C vitamini desteği (dozu için doktorunuzdan veya eczacınızdan bilgi alın, izin verilen en üst düzey dozda kullanmanızda fayda vardır, bol bol su içmeyi de ihmal etmeyin, çünkü C vitamini vücutta depo edilmez işlevini gördükten sonra idrarla atılır.)

2) Keçi Eti, Keçi Peyniri ve Keçi Sütü

Bir önceki maddede C vitamininden ve kansere karşı çok güçlü olduğundan bahsetmiştik. Keçi eti ve keçi süt ürünleri çok yüksek oranda C vitamini içermektedir. Bu yüzden kanser hastalarının beslenme listesinde olması gereken protein kaynaklarıdır bunlar. Şunu unutmayın, şifa Allah’tan fakat kanser hastası için doğru besinleri yemek bu hastalıktan kurtulmanın anahtarlarından biridir.

3) Isırgan Otu Kansere Karşı Etkilidir

Kanser tedavisinde en eski bitkilerden biri de ısırgan otudur. Karadeniz bölgesinde, Sakarya, Düzce, Bartın, Giresun gibi illerde doğal olarak yetişir. Bu bitkinin kıymeti pek bilinmez ama çok şifalıdır. Kanserin yayılmasını durdurucu, kanser hücrelerini zayıflatıcı etkileri üzerine çok sayıda makale yayınlanmış ve değişik dergilerde sayısız araştırmaya konu olmuştur.

Kansere karşı ısırgan otu kullanımının en doğrusu, taze ısırgan bulup bunu yemek haline getirmektir. (Tarifi gayet basittir, ısırganları yıkayıp ince ince kıyın ve haşlayın. Sonra püre haline getirip sarımsak, baharat ve tereyağı ile pişirin.. koyu yeşil bir yemek elde edeceksiniz. Aslında hoş bir tadı vardır ama daha önce hiç yemeyenler için biraz tatsız gelebilir.) Eğer taze ısırgan bulamazsanız, aktardan alacağınız ısırgan otu ile çay demleyebilirsiniz. Bu çayı günde 2-3 bardak içmeye bakın. Hem yemeği hem de çayı çok şifalıdır.

4) Çörek Otu Yağı Kansere Karşı Etkilidir

Çörek otu yağı sabah akşam bir tatlı kaşığı içildiğinde kanserli dokuların küçüldüğü, ve yayılmanın hızla azaldığı, bir süre sonra kanserin gerilemesine neden olduğunu gösteren makaleler ve çeşitli labaratuvar çalışmaları mevcuttur. Çörek otu yağının soğuk sıkım olması çok önemlidir, sıcak sıkımda içerdiği değerli yağ asitlerini yapısı bozulmaktadır.

5) Arı Poleni ve Propolis

Arı ürünleri zaten kanserin alternatif tedavisinde en etkili ajanlardandır. Arı poleni, çiçeklerin erkek organlarından arıların topladığı spermlerdir. Bitkilerin bu kaliteli parçalarında çok değerli aminoasitler, C vitamini hariç diğer tüm vitaminler ve çok az şeker bulunur. Polen , balın asıl değerini veren hammaddesidir. Polen, özellikle de propolis ile birlikte kullanıldığında, Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendirir, kanserli dokuların zayıflamasını ve kanser hücrelerinin bölünme hızının kesilmesini sağlar, vücudu toparlayıp bu amansız hastalığa karşı direnci artırır.

6) Acve Hurmasının Çekirdeği

Acve hurması (Peygamber hurması olarak da bilinir) çok şifalı ve değerli bir hurmadır. Özellikle çekirdeğinde çok sayıda antikanserojen flavanon, bitkisel antioksidan, vitamin ve mineral bulunmaktadır.

Bu hurmanın çekirdeklerini öğüterek (hurmanın kendisini de yiyebilirsiniz, fakat asıl şifasının çekirdeğinde olduğu ifade edilmiştir.) her gün yutarsanız Allah’ın izniyle kanserden şifa bulursunuz. Unutmayın, şifayı Allah vermektedir ve inanç çok önemlidir. Birşeyi inanarak yaptığınızda mutlaka faydasını görürsünüz.

7) Yeşil Sebzeler Kansere İyi Gelir

Koyu yeşil renkli her türlü sebze, çok yüksek miktarda antioksidan içerir. Örneğin, brokoli.. ıspanak, yeşil sivri biber.. Bunları sürekli tüketmelisiniz. Bağışıklık sisteminizi coşturacak bu bitkiler kanserle mücadelenizin en büyük yardımcısı olacak ve bu hastalıktan kurtulacaksınız.

8) Likopen Kanseri Önler, Kanserli Dokuları Yok Eder

Likopen özel bir antioksidan çeşididir ve doğal olarak en çok domateste bulunur. Fakat, çiğ domatesteki likopen miktarı yeterli değildir. Çünkü domatesin kaynatılmasıyla likopen oluşur. Bu yüzden domates salçasına yüklenmeniz daha mantıklıdır. Çünkü domates salçası yüksek sıcaklıkta pastörize edildiğinden likopen oranı kat be kat yüksektir.

Dünyada en çok domates salçası tüketen Japonya’da kanser oranının çok çok düşük olmasının ana nedeninin likopen olduğu düşünülmektedir. Bu harika madde hücrelerin yenilenmesini ve kemiklerin gelişmesini sağlar, kanserden korur ve cildi genç tutar.

9) Zeytinyağı Kanserden Korur, Kanser Hastalarına Yardımcı Olur

Saf, soğuk sıkım ve ilk hasat zeytinyağı, kanserle mücadelenize en çok yardımcı olabilecek bitkisel formüllerden biridir. Çok yüksek oranda antioksidan içerir, kanser oluşumuna neden olan serbest radikallerin etkisiz hale getirilmesine yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kan değerlerinizi iyileştirir. Zeytinyağında bol miktarda E vitamini vardır. Bu harika vitamin hücrelerin normal bölünmesini ve büyümesini destekler, cildin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olur.

10) Badem, Ceviz, Fındık ve Antep Fıstığı

Bu kuruyemişler, Allah’ın büyük bir ikramı olarak neredeyse ihtyacınız olan her türlü yağ asidi ve vitamini, onlarca çeşit minerali tek başına barındırırlar. Üstelik kansere karşı koruyucu özellikleri, kanserle savaşmak için bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri müthiştir.

11) Hareketli Yaşam, Kansere Yakalanma Riskinizi Azaltır

Bol bol hareket edin, mümkünse işe yürüyerek gidin veya merdivenleri çıkın, asansör kullanmayın. Yürüyen merdivenlerden uzak durun ve her gün 30 dk kadar yürüyüş yapın. Spor yapanların kansere yakalanma olasılığı çok daha düşüktür. Her zaman pozitif düşünün ve spor yapmaya devam edin. Hatta kansere yakalanmış bile olsanız mutlaka spor yapın, inanın bu şekilde kanserin pençesinden kurtulan bir dünya insan var, bunlar doktorları bile şaşırtıyor.. İnsan bedeni başlı başına bir mucize.. Henüz keşfedilmeyen bir çok özelliği var.. Sporun en büyük faydası, tüm bedeni faal duruma geçirip kan dolaşımını 3-4 katına çıkarması ve tüm hücreleri teyakkuza geçirerek kanser hücrelerini yok etmek üzere desteklemesidir.

12) Mantar Kansere Karşı Çok Güçlü Bir Besindir

Özellikle doğal ortamında yetişmiş orman mantarı, doğal istiridye, kırmızı mantar (kanlıca) çok sayıda antioksidan, flavanon ve antikanserojen ajan içermektedir. Bulabilirseniz günlük olarak mantar tüketebilirsiniz.

Kanserden Korunmak İçin Uzak Durmanız Gerekenler Nelerdir?

1) Margarin

Margarin, bitkisel yağların hidrojene doyurulmasıyla elde edilir. Her ne kadar size margarin zararlı değil deseler de inanmayın. Sentetik bir yağ çeşididir, kanserojendir uzak durun.

2) Kırmızı Et

Kırmızı et kanserojen bir besindir. Çünkü günümüzde kırmızı et tamamen çiftlik koşullarında GDO lu yemlerle beslenen danalardan elde edilmektedir. Çayır ve yeiş ot ile beslenen hayvanların etini bulmak oldukça zordur. Kırmızı et yerine, akarsu balığı veya küçük deniz balıkları hem daha sağlıklıdır hem de kanserle mücadelede yardımcı olacaktır. (Keçi etinin yeri ayrı, bunu hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama keçi eti de çok faydalıdır.)

3) Tavuk

Tavuk malesef (organik olanlar hariç) kanserojendir.. GDO lu yemle, hatta daha kötüsü kendi artıklarıyla beslenerek ve kısa sürede büyümesi için antibiyotikler ve çeşitli ilaçlar verilen bu hayvanların dokuları yüksek miktarda kanserojen içermektedir. Bu işin ekonomisinden dolayı vatandaşlarımız bu konuda bilinçlendirilmiyor.. Ayrıca tavuklarda çok yüksek miktarda östrojen bulunmaktadır, bu doğal değildir ve östrojen erkeklerde bir takım cinsel davranış bozukluklarına, saç dökülmesine ve libido düşüşüne neden olabilmektedir.

Peki Hangi Tavuğu Yemeliyiz?

Sofranızda bulunması gereken köy tavuğudur, organik, gezen ve bitkisel yemle beslenen tavukları güvenle yiyebilirsiniz.

4) Çikolata ve Krem Çikolatalar Kansere Neden Olabiliyor

Bu tür ürünlerde margarin kullanılabilmektedir, yapısındaki koruyucu kimyasallar ve kıvam artırıcılar kanserojendir. Tüm ürünler aynı değildir, kaliteli markaları ve üzerinde “Trans Yağ Yoktur” ibaresi olanları tüketebilirsiniz. Yine de, eğer kanserden tam korunmak istiyorsanız işlenmiş gıdalardan uzak durun.

5) Hazır Et Ürünleri Salam, Sosis, Sucuk

Bu ürünlerin, organik etten geleneksel yöntemlerle üretilenleri hariç tamamı kanserojendir. Raf ömrü uzasın diye içine katılan kimyasallar kanserojendir, karaciğer ve böbreklerde çeşitli hasarlara neden olabilmektedir.

Büyük markaların ürettiği ürünlerde yüksek teknoloji ile korunma sağlandığından kanserojen koruyucu maddeler artık kullanılmamaktadır.

Eğer bu ürünleri çok seviyorsanız ya çok güvenilir markaları tercih edin veya organik ve geleneksel yöntemlerle elde edilen, işlenen ve kurutulan (örneğin sucuk ve pastırma) tercih edin..

6) Sağlıksız Yağlardan Uzak Durmalısınız!

Ayçiçek yağı, mısır özü yağı, kanola yağı gibi kolayca yanan ve kanserojene dönüşen ve GDO lu yağlardan uzak durmalısınız. Zeytinyağı tercih edin, zeytin ağaçları hormonsuz ve GDO suzdur.. Binlerce yıl yaşarlar, zeytin yağının soğuk sıkım olması önemli, sızma olacak riviera değil.. Bunun dışında yemekler için satılan hindistan cevizi yağı, fındık yağı, üzüm çekirdeği yağı, ve eğer kolesterol probleminiz yoksa hakiki doğal köy tereyağı kullanabilirsiniz. Sağlıksız yağlar kanser oluşumunu desteklemektedir, aman dikkatli olun.

SONUÇ: Kanserden korunmak için yukarıdaki yiyecekleri tüketebilir ve tavsiyelerimize kulak verebilirsiniz. Elbette kanserin çeşitleri var fakat aşağı yukarı tüm kanser türlerinde bunlar çok etkilidir. Çok geçmiş olsun, acil şifalar.

Kaynak: https://draxe.com/cancer-fighting-foods/

Check Also

Saç Uzatan Bitkiler ve Besinler

Birçok besin ve bitki saç sağlığı, saç dökülmesi, saçların canlanması, kepek sorunları için kullanılabilmektedir. Ayrıca …

2 comments

  1. KANSER
    TÜRKÇE TERCÜMESİ)

    İlerlemiş kanserli hastaların tedavisinde propolis kullanılmasına dair klinik tecrübelerim

    .Dr. Osamu Mizukami,
    Sağlık Destek Kliniği, Tokyo
    .Giriş
    *,,,Japonya’lı bir dahiliye doktoruyum.
    *Tokyo’nun merkezinde bir kliniğe sahibim.

    *Hastalarımın yüzde doksanında her türlü kanser olup, büyük çoğunluğu ileri düzeyde kanser hastasıdır.
    *Kliniğim
    tamamlayıcı tedavi kliniğidir.
    *Benim bakış açım, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın faydalarının birlikte seçiminin
    çoğu hastalar için yararlı olacağı yönündedir.
    *Kliniğimin amacı, zor durumdaki hastaların umutlarını sağlayabilmeleridir.
    Onları mümkün olabildiğince desteklemekteyim.
    *Bir tıp öğrencisi olduğum zaman Modern tıbbın sınırlarının farkına
    varmıştım.Modern tıbbın ilerlemiş kanser hastalarını tedavi edemediği gerçeğini öğrenmem bende hayal kırıklığına sebep
    oldu.
    *Bunu fark etmem beni, ilerlemiş kanser hastalarının nasıl tedavi edileceği konusunda uzun süreli bir çalışmaya ve
    uygulamalarımda tamamlayıcı tıbbı kullanmaya sevk etti.
    Son 35 yılda, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı kullanarak, 4 binden fazla ilerlemiş kanser hastasını tedavi ettim.

    Japonlar arasında kanser yayılımı.
    *Kanser benim ülkemde 1 Nolu ölüm sebebidir. Kanser teşhisi konulan
    Japonların sayısı artmaktadır. Bu artış özellikle, kolon, pankreas, prostat, meme ve yumurtalık gibi “Batı Kanserleri”
    şeklinde telaffuz edilmektedir.
    *Bu yayılma Japonyada batı tipi beslenmeye atfedilmektedir.
    Benim ülkem II. Dünya Savaşından sonra Birleşik Devletlerden ağır şekilde etkilenmiş ve biftek ve hamburgere
    düşkünlüğümüz çok fazla artmıştır.
    *Japonya dünyada en uzun yaşam beklentisine sahiptir ve bu durum sağlıklı
    Japon diyeti nedeniyle düşünülmektedir. Ancak, Japon yaşam beklentisi gelecek yıllarda düşebilir.

    Geleneksel kanser
    tedavisi ile ilgili
    problemler
    *Japonya’da Modern tedaviler, diğer ülkelerde olduğu gibi; ameliyat, kemoterapi ve ışın tedavisidir.

    *Japonya’da kanserden ölüm yıldan yıla artmıştır ve son 50 yıl içinde
    dört kat arttı.
    * Hastaların yarısı kanserden ölmektedir
    *İlerlemiş kanseri sadece Modern
    tedaviler ile tedavi etmek zordur.
    *Modern kanser tedavileri hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
    *
    Bu tedaviler bazen tehlikelidir.
    *Cerrahi sonrası ölüm oranları kanserin yerine ve cerrahların becerilerine bağlı olarak
    % 1 ila % 3 olabilir.
    * Kemoterapi sırasında ölüm oranları % 3 ila % 5 olabilir ve hastaların yaşam kalitesi olumsuz yönde
    etkilenmektedir. Kemoterapi kemik iliği, böbrek, karaciğer, akciğer ve kalp fonksiyonlarını bozabilir.
    * Radyasyon tedavis
    i, bazı yan etkil7ere bağlı olarak yaşamı tehdit edici olabilir.

    İleri evre kanser tedavisinde çok az gelişme
    *Geleneksel
    bilim ileri evre kanser tedavisinde önemli gelişmeler yapmıştır, fakat mevcut verilerin birçoğu bu nitelendirmeyi
    desteklememektedir. Testler ile kanseri erken evrede tespit edebiliriz ki o durumda kanser tedavi edilebilir ama ileri
    seviyedeki kanser tedavisinde çok az ilerleme bulabiliriz.

    Tamamlayıcı tıp
    *Geleneksel tıbbın dışında yeni kanser
    tedavi yöntemlerine ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç, tamamlayıcı tıbbın birçok gelişmiş ülkede çok popüler hale gelmesinin
    bir nedenidir.
    *Japon kanser hastalarının yaklaşık % 70’inin geleneksel tıp ile birlikte akupunktur veya Çin bitkisel
    ilaçları gibi bazı tamamlayıcı tıp çeşitlerini kullandıkları bildirilmektedir. Bu hastaların çoğunluğu kullandıkları
    hakkında doktorlarına söylemezler, çünkü Japon doktorların çoğunluğu tamamlayıcı tıp konusunda şüphecidirler.

    Kanser stratejim
    *İlerlemiş kanserlerin sadece doğal ilaç ile tedavisi ideal olacaktır.
    *Ancak, sadece doğal yollarla
    ilerlemiş kanseri tedavi etmek çok zordur. Çünkü kanser hücresinin çoğalma hızı, doğal yollarla durdurulamayacak
    kadar çok yüksektir.
    * Çoğu durumda, kanser hücresinin çoğalmasını hafifletmek için geleneksel tedavi gereklidir.

    Propolisi nasıl kullandım
    *20 yıl önce ABD’de iken ilk kez propolis hakkında bilgi sahibi oldum ve bu arı ürünü ile
    çok ilgilenmeye başladım.
    *Her gün propolis almaya başladıktan sonra, sık sık yakalandığım grip hastalığından kurtuldum.

    *16 yıl önce 73 yaşındaki babama son evre pankreas kanseri teşhisi konmuştu. Ona kanser tedavisi için propolis almasını
    tavsiye ettim ve o, suda erimiş propolis aldı. O, bir yıl sonra öldü ama ağrı ya da şiddetli belirtileri olmadı.
    *
    O zamandan beri propolisin kanser tedavisinin etkili bir aracı olabileceğini hissettim.

    Propolis ve kanser
    *Babamın
    tecrübesinden beri, 500’den fazla ileri evre kanser hasta için tamamlayıcı tıp olarak propolis kullanmaktayım.

    *Neden propolis kullanırım?
    *Dünyada propolis üzerine 1200’den fazla akademik makale mevcuttur. Propolis bu sebeple diğer
    takviye ürünlere göre daha çok bilimsel desteğe sahiptir.
    *Bu araştırmalar, propolisin bir çok anti-kanser özelliklere
    sahip olduğunu göstermiştir

    Propolisin anti-kanser etkileri

    Propolisin etkil
    eri:
    1.Doğrudan anti-kanser etkisi
    2. Bağışıklık arttırıcı etkisi
    3. Anti-oksidan etkisi
    4. Anti-anjiyogenik etkisi

    5. Anti-enflamatuar etkisi
    6. Anti-viral ve anti-bakteriyel etkileri
    7. Doku yenileyici etkisi
    8. Kemo terapide
    etkisi
    9. Radyo terapide koruyucu etkisi

    Doğrudan anti-kanser etkisi
    *Propolis birçok doğrudan antikanser ajanlara sahiptir.

    *Kafeik asit fenil ester (CAPE), farelerde hücre alt kümesini CD4 (+) T; IL-2, IL-4 ve IFN-? i artırır.
    CAPE aynı zamanda meme kanserli sıçanlarda akciğere metastazı önler.
    *Propolis laboratuar ortamında deri kanseri
    hücrelerinin kendi kendine tahrip olmasını sağlar.

    Bağışıklık arttırıcı etkisi

    *Hemen hemen tüm kanser hastalarının bağışıklık sistemi yıllar içinde zayıflar.

    *Propolisin laboratuar ortamında bağışıklığı büyük oranda arttırıcı etkisi vardır.
    *Propolis farelerde lenfositleri
    (beyaz kan hücrelerini) aktive eder
    ve CD4/CD8 i geliştirir.

    Anti-oksidan etkisi
    *Serbest radikaller kanser hastalarında artar ve bu artış yeniden nüksetme ve
    metastazla sonuçlanan, kanser hücrelerinin çoğalmasını teşvik eder.
    *CAPE ve Artepillin C güçlü bir anti-oksidan
    etkiye sahiptir.

    *Propolis lipid peroksidasyonunu engellemektedir.
    *Propolis, beyinde damar tıkanıklığı olan farelerde, vitamin
    E’ye göre daha güclü bir anti-oksidan tesire sahiptir.

    Anti-anjiyogenik etkisi
    *Kanser hücreleri çoğaldığı zaman,
    bu kanser hücrelerine kan akımı artırmak için, kan damarlarının oluşumu ve farklılaşması görülür.
    *Propolis, bir
    kimyasal anti-kanser ajan: Avastin gibi, laboratuar ve vücut ortamında bir anti-anjiyogenik (kan damarlarının oluşumu
    ve farklılaşmasına karşı) etki sergiler.

    Anti-enflamatuar etkisi
    *Kanserin kendisi, kanser hücreleri ile bağışıklık
    hücreleri arasındaki savaşa öncülük eden enflamatuar (tahrik edici) özelliklere sahiptir.
    *COX-II önleyicileri gibi
    anti-enflamatuar ajanlar, kanserin önlenmesi ve tedavisinde faydalıdırlar.
    *Propolis laboratuar ve vücut ortamında
    anti-enflamatuar etkileri sergiler.

    Anti-viral ve anti-bakteriyel etkileri
    *Tip B ve C hepatit virüsleri karaciğer
    hücre kanserine neden olabilir.
    *HIV, AIDS’e sebep olur.
    * Helicobacter pylori mide kanseri için bir risk faktörüdür.
    Japonların yarısında pylori enfeksiyonu vardır ve çoğumuz mide kanserine uğramıştır.
    * Propolis laboratuar ve vücut
    ortamında anti-viral ve anti-bakteriyel özelliklere sahiptir ve bu özellikler kanser tedavisinde faydalıdır.
    *
    Propolis bulaşıcı hastalıklardan ölümü önlemeye yardımcı olacaktır (ileri evre kanser hastalarının üçte birinin,
    bağışıklık sisteminin bozulmasına sebep olan zatürre gibi bulaşıcı hastalıklardan öldüğü rapor edilmiştir.)

    Doku yenileyici etkisi
    *Kanser doku yenilenmesi hızlı oluşursa, kanserden kurtulma daha hızlı meydana gelebilir.

    *Propolis vücut ortamında doku yenilenmesini uyarır.

    Kemo terapide koruyucu etkisi
    *Hayvanlar üzerinde yapılan birçok
    çalışmalar, kemoterapiye eşlik eden propolis kullanımının kemoterapinin yan etkilerini azalttığı fikrin vermektedir.

    *Laboratuar ve vücut ortamında, kemoterapi ile propolisin birlikte kullanımı, aynı ortamda sadece kemoterapi ile
    karşılaştırıldığında sinerjik bir etkiye sahiptir.

    Radyo terapide koruyucu etkisi
    *Birçok hayvan deneyleri,
    radyoterapiye eşlik eden propolis kullanımının
    yan etkileri azalttığını göstermektedir.
    *Laboratuar ve vücut
    ortamında, radyasyon terapisi ile birlikte propolis, sadece radyasyon ile karşılaştırıldığında sinerjik bir etkiye
    sahiptir.

    Propolis ile deneyimlerim
    *Propolis kullanarak ileri evrede kanserli 500 üzerinde hastayı tedavi ettim.

    *Bu hastalar; akciğer, mide, kalın bağırsak, prostat, meme, yumurtalık ve pankreas kanserlerinden bir kanser türü ile
    muzdaripti.Erzurum Ziraat Mezunu 33 yıllık bir Apiterapistim.Organik Sertifikalı Propoşis temini için 05324063215
    ve 05050658499 nplu telefonlarımdan ve whatsapp tan ulaşabilirsiniz.

  2. Merhabalar,
    Güzel bir paylaşım olmuş. Bizde tecrübelerimizi paylaşalım istedik. Forumlarda benzer yazıyı görebilirsiniz.
    Kanserde Beslenmenin Rolü
    Kanserle Yaşam
    Kanserle Savaş (Kanserden Korkma)
    Herkese Merhaba,
    Kanser hastalığı ile tanışmamız ve bu yolda ilerlerken araştırmalarımızın sonucunda edindiğimiz tecrübeleri anlatmak istedik.
    Çünkü kanser hastaları ve yakınları son derece yalnız, çaresiz, umutsuz durumda. Çoğu kimseden net bilgi alınamıyor. Yada alın gidin yapacak bir şey yok deniliyor.
    Yada can havli ile umut tacirlerin eline düşüyor. Hem maddi hem de manevi yalnızlık içerisinde çırpınıp duruyoruz. Biz bunu yaşadık ve hala yaşıyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor.
    Kanseri en iyi çeken ile yakınları çok iyi bilir. Allah kimsenin başına vermesin.
    Kanserle ilk tanışmamız 1985 yılında dedemle başladı. Cilt kanseri olup uzun bir tedavinin sonucun da 1989 yılında hakkın rahmetine kavuştu.
    İkinci kanser vakamız Canım Babam. 2001 yılında Akciğer kanserine yakalandı. Bir yıl süren ilaç ve kemoterapi tedavisi sonucu 2002 yılında o da hakkın rahmetine kavuştu.
    2003 yılında Amcam cilt kanserine yakalandı. Belki de bu bizim için araştırma adına bir başlangıç oldu. İncir meyvesi ile hazırlanan destek bir karışımla amcam bu illetten kurtuldu.
    2007 yılında annem rahim kanserine yakalandı. 2008 Ocak ayında ameliyat olarak rahim, yumurtalık ve tüpler alındı. Kontrollerimizi yaparak 2013 Temmuz ayına kadar sorunsuz geldik.
    Temmuz ayında çekilen Pet BT de Karaciğer de metastaz(yayılım) geliştiği vurgulandı acilen ameliyat ve kemoterapi tedavisi yapılması gerektiği vurgulandı.
    Bu durum bizim irkilmemize ve tekrar ciddi boyutta araştırmaya itti. Türkiye de hatta yurt dışında bile bir çok konu da araştırma ve analiz yaptık. Bir çok bilimsel makaleyi inceledik.
    Kanseri değişik yollarla desteklerle yenen çok insan olduğunu gördük. Bizde bu yöntemleri denemeye başladık. Allaha şükürler olsun çok iyi sonuçlar almaya başladık.
    Araştırmalarımızda ve edindiğimiz tecrübelerde şunları önemle vurgulamak istedik.
    1. Beslenme son derece önemli. ( Kanser de Önemi çok büyük )
    2. Moral ve Motivasyon
    3. Doğru Tedavi
    4. Alternatif Destek Tedavi
    Beslenme neredeyse kanserle savaşta en önemli yapı taşı niteliğinde ve
    öyleki yediğiniz içtiğiniz le kanser hücrelerini besliyor olabileceğimiz vurgulanmaktadır.
    Beslenmede asıl önemli olan yediğiniz ve içtiğinizin doğal ve organik olması.
    Beyaz ekmek yerine tam buğday unlu ekmek tüketilmesi tavsiye edilmektedir.
    Şeker tüketiminin azaltılması ve hazmı zor yiyecekler ve içecekler tüketilmemeli konusunda uzmanların uyarıları bulunmaktadır.
    Uzmanlar Sebze ağırlıklı beslenmeyi vurgulamaktadırlar. Beslenmede en önemli kaynaklardan bir tanesi zeytin yağı. Zeytin yağı içerisindeki squalene maddesi sadece zeytin yağı ve köpek balığı kıkırdağı içerisinde var görünüyor. Günde en az 100 gr tüketilmesi kanserle savaşta size katkı sağlayacağı konusunda bilgileri bulabilirsiniz. C vitamini kanserle savaşta yine katkısı küçümsenemeyecek şekilde.
    Kanser hastası en günde 3 kez olmak üzere duruma göre 3-10 gr arası kullanması tavsiye ediliyor. Fazla alım da çok da önemli değil sadece ishal yapıyor. Zaten büyük boşaltımımızın(dışkılama) günde en az 2 defa olması gerektiği vurgulanıyor. Benzer şekilde D vitamini. Keten Tohumu yağı yoğurtla beraber tüketildiğinde ortaya bir protein çıkarttığı ve kanserle savaşta yardımcı olduğu vurgulanıyor.
    Kanser hastaları zaman içinde kanser hücrelerinden dolayı kansız kalabiliyorlar. Carvacrol maddesi vücutta antibiyotik etkisi yarattığı gibi kan hücreleri sayısını hatırı sayılır derece de arttırdığı vurgulanmaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Kanserle savaş ta önemli rol üstlendiği vurgulanmaktadır. Yabancı sitelerde kanser üzerine Carvacrol ilgilli bir çok yazı bulabilir inceleyebilirsiniz.
    Vücuda kimyasal olarak ağır sanayide işlenmiş ürünler kullanmamalıyız. Örnek olarak şampuan yerine saf ve doğal zeytin yağı sabunu kullanmalıyız. Kıl deliklerinden bütün kimyasallar vücuda
    emildiği söylenmektedir. Daha doğrusu vücudumuza girenlerin doğal olmasına dikkat etmeliyiz. Kanser hastalarının ve sağlıklı insanların kesinlikle kabız olmamaları gerektiği vurgulanmaktadır.
    Kabız olunduğu durum da boşaltım sorunu var demektir. Dolayısıyla toksinler ve atıklar vücudumuzda beklemekte anlamına gelmektedir. Dolayısıyla vücudun asidik hale geldiği vurgulanmaktadır.
    Asidik ortam kanser hücrelerinin çoğalması ve gelişmesi için zemin hazırladığı bu sebeple vücudumuz bazik yani alkali olmasına özen göstermemiz vurgulanmaktadır.
    Vücudu Alkali yapmak için Karbonat ta kullanabilirsiniz. Fazla karbonat kullanımı yine ishal yapmaktadır. İnternette kullanımı ile ilgili olarak bilgiler bulabilirsiniz.
    Günde en az 2 defa büyük boşaltım işleminin yapılabiliyor olması gerektiğini vurguluyor uzmanlar. Keza en az 5 ve üzeri idrarınızı da yapmanız gerektiği vurgulanıyor.
    Annemin kanı HGB 5 kadar düştü ve kansızlık oluştu. Yaklaşık bir ay gibi bir sürede Carvacrol sayesinde kan 14.56 seviyesine yükseldi. Biz ailecek ve bilhassa annem bahsettiklerimizi harfiyen kullandık. Kemoterapiyi kendi kararımızla kullanmadık. Annemin bütün tetkik ve tahlillerinin önceki ve sonraki hallerinin raporları elimizde mevcut. İyice araştırılırsa Tümör vb. hastalıklar bir iki günde oluşmuyor ki bir iki günde iyileşmesini bekleyelim. Aylar, yıllar içerisinde dokular etkilere maruz kalarak başkalaşarak bozularak deforme olarak bu hale geliyorlar. Araştırın bu konu ile ilgili bir çok Türkçe ve yabancı kaynak bulursunuz. Önemli olan hastalık farkedildikten sonra artık bir şeylerin yolunda gitmediğini vücut alarm sinyalleri veriyor anlamına geldiğini yorumlamak gerekiyor. Örneğin otomobilinizde su veya yağ kalmadığında yada herhangi bir arıza ışığı yandığında kendini korumaya alıp artık sizi servise götürülmesi gerektiğini ikaz ediyor. Mantık aynı. Hastalıklarda da aynı mutlaka doktora gidilip teşhis çok önemli. Sonrasında doktorun tedavisine ek olarak kendiniz de takviye edip iyileşme sürecini zamana bırakmak gerekiyor görünüyor. Tecrübe edilmeyen kulaktan dolma yöntemlerde yola devam etmek sorun olabilir. Piyasada bir çok sahte umut taciri var. Milletin duyguları ile oynuyor. Bu yüzden sizlerin de araştırdığınız ve tecrübe ettikleriniz varsa lütfen insanlık adına bu gibi forumlarda paylaşalım. İllaki herkesin duygularının istismar edilmesine, parasıyla rezil rüsva olmasına, umut tacirlerinin eline düşmesine gerek yok. Allah rızası için lütfen paylaşın ve paylaşılmasında yardımcı olun.
    Maalesef büyük şehirlerde doğal ve sahte olmayan ürün bulmak neredeyse samanlıkta iğne aramakla eş değer. Annemin bu hastalığı sebebiyle Allahın da yardımıyla aradıklarımızı çok şükür saf ve doğal olarak bulabilmekteyiz. HTT(hypericum triquetrifolium turra) türü kantaron yağından da çok olumlu sonuçlar aldık. Piyasada doğalını ve usulüne uygun hazırlanmışını bulmak nerdeyse yok gibi bir şey, piyasada olanların çoğu gelişigüzel ve doğru kantaron değil. Türkiye de çok fazla farklı türü var. Çoğu da birbirine beziyor. Yine makalelere göre mantar, parazit, virüs ve bakterileri kaynaklı hastalıklarda göre son derece etkili görünüyor. Allaha şükür biz bulabildik ve bulabiliyoruz. Fikir alışverişi için mustafalar61@gmail.com adresine iletebilirsiniz.
    Bu anlattıklarımız sizde bir çağrışım yaptıysa ve araştırmacı yapınız varsa zaten araştırır ne demek istediğimizi anlarsınız. Bahsettiğimiz konularla ilgili internette çok bilgi olduğunu görürsünüz. Bir örnek verecek olursak, http://www.geocities.ws/kansertedavisi/ Bütün kanser hastalarımızı Allah şifa versin , sağlıklı insanlarımızın da sağlığını daim etsin. Sağlıcakla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir